Aldattık seni dostum |
|
Dede İrfan Çelik |
Nerde kalmıştık? ah evet yine öldüler yoksullar. Ne diyelim efendim toprakları bol olsun. Acaba ölürken karınları tok muyudu, yoksa yine mi aç öldüler? Yazık çocukları eşleri sahipsiz kaldı. Bu dünyanın düzeni böyle hep yoksullar ölüyor efendim.
Nasıl öldükleri önemli değil örneğin bir müteahit tetiği çekip beş tane işçisini öldürürse ne diyeceğiz efendim: bu işin yazgısında bu var o öldürmeseydi inşattan düşüp öleceklerdi zaten. Her emekçi ölümünden sonra çivisi çıkmış bu dünyada benzer söylemlere şahit oluyoruz hepimiz.
Peki bu algıyı kırmak için ne yapıyoruz acaba? Daha ne yapalım efendim facebookta, twitteerde bu ölümlerin sorumlularına kan kusturuyoruz. Hepimiz sayfalarımızı bu emekçi insanların fotoğrafları ile donatıyoruz. Başka ne yapabilirizki elimizden bu geliyor. Hemen ertesi gün de işimize gidiyoruz ve ilk fırsatta emrimizde çalışan bir başka yoksulun tepesine binip işini yapmasını ve bize adam gibi hizmet etmesini emrediyoruz çoğumuz.
Eh ne yapalım bu dünyanın düzeni böyle biz zamanında çalışıp kazandık o da çalışıp kazansaydı tabiki bize hakkı ile hizmet etmek zorunda eğer hizmet etmezse hadini bildiririz elbette. Şimdi bu adam ne saçmalıyor diye küfür yağdıranları duyar gibiyim. Peki haksız mıyım? Haklı olduğumu Yüksekova’da çalışan emekçilerin halleri üzerinden ispat edeyim efendim izninizle.
Nufusu yüzbini geçen şehrimizdeki pek muhterem küçük kapitalistler emrinizde çalışan işçilerden kaç tanesi sigortalı? Elbette çok azı ya da hiçbiri. Peki bu işçilerin kaçı ayda bin tl’den fazla ücret alıyor elbette hiçbiri. Bin lira o gereksizlerin neyine efendim çoğu kendi evinde oturuyor altı yüz lira her şeylerine yetiyor da artıyor efendim. Alın size bir soru daha lokanta, kırathane, kafe ve benzeri işyerlerinde çalıştırdığınız işçilerin kaç tanesi on sekiz yaşını doldurmuş acaba? Bundan çok eminim yarısı bile on sekiz yaşını doldurmamış hennüz, yani yarısından çoğu çocuk .
Peki bu emekçilerin sırtından kazandığınız parayı çocuklarınıza yedirince vicdanınız sızlamıyor mu? Efendim biz ekmek veriyoruz sayemizde iş buluyorlar biz iş vermesek ne yapacaklar dediğinizi duyar gibiyim. Efendiler sizin verdiğiniz ekmek değil tam tersi emeklerini sömürerek sosyal güvencesiz ve düşük ücretle emek hırsızlığı yapıyorsunuz. Bu sadece sizin suçunuz mu elbette hayır.
Şimdi pek muhterem Kaymakamımız, Belediye Başkanımız, Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanımız ve ilgili tüm idarecilerimiz sizler bu konu ile ilgili kaç tane denetleme yaptınız? Bu konuda kusuru olan kaç tane iş verene maddi veya manevi yaptırım uyguladınız? Elbette çok azına ya da hiçbirine. Peki durum ülkenin genelinde de böyle ise bu konuda kabahatli kim tabiki pas tutmuş toplumsal vicdanımızdır. Buradan bütün idarecilere sesleniyorum kendi asli görevlerinizi yapın. Makam odalarınızda hamaset üreterek toplumu yönetemezsiniz bu toplum er veya geç uyanacaktır o zaman sizler sığınacak bir liman bulamayacaksınız.
Yoksulların emeği üzerinden dolan kasalaramız gün gelecek yoksulların isyanı ile asli sahiplerine geri iade edilecektir. Emperyalist modernitenin ilhak ettiği vicdanlarımızın yarattığı toplumsal algıdır bu yoksulların ölümlerine sebep olan. Çünkü bizler toplum olarak algısal tecavüze maruz kalmış zavallı yaratıklarız. Bu insanların ölümü karşısında uydurduğumuz her bahane de bu tecavüzün beyinlerimizde yarattığı tahribatın bir ürünüdür.
Emperyalizim ve Kapitalizim zırvalarının son bulduğu temiz ve vicdanlı bir toplum yaratma umudu ile...
Güncelleme Tarihi: 06 Kasım 2014, 00:18