kaçak bahis

deneme bonusu

casino siteleri

canlı bahis siteleri

deneme bonusu veren siteler

bahis siteleri

porno izle

kaçak bahis

deneme bonusu

casino siteleri

canlı bahis siteleri

deneme bonusu veren siteler

bahis siteleri

porno izle

Yıldız Ülkesinin Çocukları

Can vermeye direnen yıldızdı ülkeleri. Son ışınına kadar, tüm varlığına sonsuz bir inanç taşıyordu. Canına çok kast edilmiş bir yıldızın, oğulları ve kızları olmanın yazgılarına düşürdüğü pay olarak parıltılar kadar, gölgeler ve karanlıklar da vardı.

Yıldız Ülkesinin Çocukları
ALİYA DÜŞÜNMEZ - YÜKSEKOVA GÜNCEL

Kendi ışın denizlerinde, özgürce kulaç atmak, parıltılarını azaltıp çoğaltma arzularının üzerindeki zincirleri parçalamak istediler. Ama hikayelerine kastları olan, çıkarları kendilerini hikayesiz bırakmada olanlara çevriliydiler. Kendileri olabilmek, kendilerine saygı duyabilecekleri bir hayatı yaşayabilmek için, önlerinde iç açıcı seçenekler bırakılmamıştı. Geriye acıya katlanmaya değip değmediğine dair hükümler vermek kalmıştı. Belki bu tereddüt bile, çoğu için sadece bir varsayımdır. O kadar ki yıldız ile varlıkları özdeş idi.

Yolları ne yana düşerse, düşsün. Hangi akıl çelici masalın kahramanlarına, eşlik etmeye kalkışırlarsa kalkışsınlar, hep o masalın, o büyünün dışında,  can çekişmekte olan anneleri olduğunu hatırladılar. Kalplerinin nabzı hep o gerçeğe uygun ritimler tutturdu.

Hatta diğer yıldızlardaki ışınların kendileri olmaktan duydukları tadı gördükçe, kendilerine duydukları açlık da o derece büyüdü. Fezanın derinlerinde ne kadar göz alıcı parıltılara sahip olsalar da, orda misafir oldukları gerçeği hiç değişmiyordu. Kendi tonlarının kaynağına dönülmesi, orda olunsa da olunmasa da, ona hayatta yer açmak önemliydi. Kendi varoluşları ile doğrudan bağlantılı idi.

Düş ülkesinin çocukları olarak anıldılar. Ülkesi düş olanın, kendi düşü boşluğa düşer. Çoğu bunu utanmanın payına düşürdü. Kökleri demir dişliler arasında ezilirken, kendi düşlerini o dişlilere direnmek üzerinden kurguladılar. Öyle ya, yıldız ölürse parıltıları küllere dönüşür. Hükümsüz, renksiz, boşluğa bile yük…

Bu yük varlıklarından bile daha büyük olsa da, dayanmak için aralarında çelik tellerle ağlar ördüler. Birbirilerine öyle inandılar, ışıklarını korumaya mecbur, yıldız ülkesinin çocukları.

İçten içe binlerce yıldır süre giden hareketliliğin geleneğine yeniden can verdiler. Yıldızlar içlerinde ki hareketlilikle özdeş bir ömre sahiptirler. Ömrünü uzattılar, yıldızın. Gün geldi, etraflarını çevreleyenleri tereddüde düşürdüler. Düşündükleri kadar kolay küle dönüşmüyordu yıldız, parıltılar yağmur olmuştu onların karanlık düşlerine.

Karanlık içinde bin hileye gebedir. Kendisini bağlayan hiçbir hüküm yoktur, amacına ulaşmak dışında. Yıldız ülkesinin çocuklarına haber saldılar aralarında en çok parıldayanlarını istediler.

Umut gibi görünmüştü ufuklarında. Karanlığın doğasını bilmediklerinden değil, ancak onunla dövüşürken küle gömdükleri yıldız çocuklarının acısına katlanamamaktan, umut gibi görünmüştü ufuklarında… Masumlar ölmek zorunda kalmadan, biraz olsun hayata yol açılır diye. Umut olmuştu ufuklarında işte.

Kendi ömürlerinden eksiltip, başkalarının ömürlerine eklediler. Yıldız ve parıltıları onlardan aldığı feyzle hala harlanır durur.

Feza da, ışıl ışıl bir akışa, kendi rengiyle katılan yıldız ülkesi ve pırıl pırıl çocuklarına kendi dilinde hoş geldiniz seremonileri hazırlamakta.  Öyledir, kendi olmayı başaranların, kendini kendinden kısıp, kendine ekleyebilenlerin ağırlanışı…

Güncelleme Tarihi: 15 Temmuz 2015, 11:52
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER