Çiçekten tohuma evrilme çabasıdır. Çünkü taşındığınız toprakla tanışmak, tohum olma sürecine dönüşü elzem kılmaktadır. İlk bilgilere, ilk hissedişlere ulaşmak… O bahçe de kendiniz için hayat arayışının, kaçınılmaz uğrağıdır bu.
Hangi topluluk içerisinde olursa olsun, insan bilgiler ala ala büyür ve şekillenir. Duygularında da, algılarında da bu bilgiler saklıdır. Hayatın önemli bir kısmını bu bilgiler yönetmektedir. Eğer hayat, iletişim ve etkileşimler bütünüdür varsayımına katılıyorsak.
Gurbet türküleri uyumsuzluğun ezgisidir. Gittiği yerde kendi bahçesini aramanın işaretidir. Bulamayınca da özlemler büyütmeye kendini bırakmanın…
Yeniyle buluşmak her zaman bireyden kaynaklı eksiklikle açıklanamaz, bazen yeninin çok ketum bir tutum takınmasından da olabilir. Bazen de sizin büyüdüğünüz bahçe ile geçmişte kalan hikâyesinde, ulaşmış olduğu yargılar üzerinden ele alınmanızda etkilidir. Bu durumlarda yabancılık hissi, sizi aşan nedenlerle aşılmaz duvarlar inşa eder ve aklınız hep geride bıraktığınıza gidip gelir.
Yabancı, insanın soytarılık düzeyindeki bencilliğini hala kavrayamamış ise, hoşgörü ve şefkat ile ağırlanacağı bir aralık arayışını sürdürür. Farkında ise umutsuz bir bilgi ile ya tamamen varoluş çabasına ilgisini keser ya da inatçı bir tutum takınarak topluluk içinde yabancı sayıldığını görmezden gelerek, oralıymış gibi davranmaya başlar. Her iki halde özünde, zamana bağlı olarak bir değişim yaşarlar. Çünkü zaman, insanlar arasında bağları da inşa eder. Bağlar oluştukça, topluluğun bilgisi açılmaya ve algısı paylaşılmaya başlanır. Birinci halde ki beklentilerin karşılanacağı zemin oluşur iken, ikinci halde ise zan edildiği kadar ait olunmadığı kavranmaya başlanır.
Gittiğin yere kendini taşımak, gittiğin yere kendini dayatmak, gittiğin yere karışmak, gittiğin yeri özümsemek birbirinden tamamen farklı deneyimlerdir ve çokça yaşanmış olmalarından ötürü, her birine denk düşecek bir değer üretilmiştir. Atfedilen bu değerlerde toplumsal kategorilere göre çeşitlilik göstermektedir. Siyasi yapılara göre kendini kaybetmek olan bir durum, tüccar grubu açısından yetenek olarak tanımlanabilmektedir. Konunun bu boyutlarına fazla girmek istemiyorum ancak yabancılık hissinin, bu arka plandaki algı farklılıklarından yoğunca beslendiğini gözden kaçırmamalıyız.
Yabancılık bir bakıma, yaşama katılmak için bildiğiniz tüm yol ve yöntemlerin işlevsizleşmesidir. Hafıza kaybını çağrıştırsa da, ondan biraz daha zordur. Çünkü durumu daha da derinleştiren bir hafıza ile beraber yaşamaktasınızdır. Size kendinizden kaynaklı birçok engel üreten bilgilerle dolu bir hafıza…
Modern toplum, geleneksel toplumun ya farkında olmadığı ya da zaten içinde barındırmadığı yeni yabancılık biçimleri üretti. Metropoller de aynı apartmanda oturuyor olmanız, sizi bu yabancılık duygusundan alı koyamamaktadır. Kent içinde kendi ilişki ağınız ile var olursunuz. Aynı apartmanda oturan herkes için yabancı iken, size zaman olarak çok uzak olan bir başkası ile tanışık olabiliyorsunuz.
İletişim teknolojilerindeki çığır açan gelişmelerin bu anlamda nasıl sonuçlar doğurduğu henüz kayıt altına alınmadı. Çünkü artık mesafelerden kaynaklı, ait olduğunuz toplulukla aranızdaki paylaşımların kopuşu zorunluluğunda, ciddi bir kırılma yaşandı.
Sohbet programlarının sunduğu imkanlarla, kameralı bir bilgisayarda tüm aile üyeleri ile, arkadaş gruplarıyla aynı anda akşam sohbetlerine katılmak mümkün hale geldi. Bunlar yeni deneyimler ve kırsala bile ulaşmış yaygınlıkta. Bu deneyimlerin yabancılık olgusuna etkileri ile ilgili sonuçları ya henüz ortaya çıkmadı ya da kayıt altına alınmadı.
Kaynağı yabancılık olan gurbet türküleri eskisi kadar içli olmayacak diyebilir miyiz? Bekleyip görelim.
Güncelleme Tarihi: 20 Ocak 2015, 22:28