Herkesin hazırlıksız yakalandığı bir başlangıç oldu bu. Meyve yetiştiricilerinin meyveleri hala dallarında. Evlerde sobalar kurulmamış, kaloriferler elektrik kesintisi ile birlikte çalışamaz oldu. Hem beyaza hem soğuğa birlikte yakalandık.
Gökyüzündeki kirli gri insanın içini karartıyor. Anlayacağınız hem dıştan hem içten üşütüyor. Doğanın bu haline bir itirazımız yok ama hazırlıksız yakalamasına hayıflanıyoruz işte.
Şebekeler sürekli gidiyor ya da telefonlarda şarj sorunları ile uğraşıyoruz. Bu tür zamanlarda insan tüm alışkanlıkları ile yüzleşiyor. Zamanı ne ile doldurduğumuz daha da belirginleşiyor. tv yok, haber izleme olanağı yok. Sadece ama sadece kendi yaşantımızın sınırlarına çekiliyor zihnimiz.
Hayat yetişkinler için zorlaşır. Çocuklar ayrı alem, bu farklılığın tadını çıkarmakla meşgul olurlar. Eve döndüklerinde de annelerinden kendilerini ısıtacak bir yöntem bulmasını beklerler.
Her yoğun kar yağışında ilçeye elektrik enerjisi ulaştıran kablolarda veya direklerde mutlaka bir sorun yaşanır. Buranın doğa koşullarına uygun bir altyapı imkanı nedir bilmiyorum. Bir kader gibi her yıl aynı halleri yaşayıp gidiyoruz.
İlk karın ızdırabına sizleri de boğmak istemezdim. Ancak bu soğukların başlangıcı akla Şengal ve Rojava'dan gelenleri getiriyor. Kış konaklamalarına hazırlıkları ne durumda, çocuklar, kadınlar, kışı çadırlarda mı geçirecek!
Tüm dayanışma organizasyonları havalar sıcakken yapıldığı için, hazırlıklarda biraz ona göre oldu. Ama şimdi mevsim değişiyor ve daha ciddileşecek durumları.
Muhtemelen havalar birkaç güne yeniden ısınır ama kışa girdik. Artık her şeyi bu mevsime uygun düşünmek vaktidir. Yazın çocukların üzerinde ince kıyafetlerin olması, geceleri üstlerine çekecek bir battaniyeleri olduğu sürece sorun değildi. Ama artık hepsinin baştan sona yeniden ele alınması gerekecek.
Yazın sağlık personellerine, kışa kıyasla daha az iş çıkmıştır. En son Suruç'taki doktorların ve tıbbi malzemelerin yetersiz kaldığı haberlerini okuduğumu hatırlıyorum. Umarım eksikler giderilir. Kadın ve çocukları bu yetersizliklerden dolayı kaybetmediğimiz bir kış geçiririz.
Düşündükçe kaygılanıyorum onlar için. Halimizin derdine düşmüşken onları da unutmamalıyız. Yapabilecek bir şeyleri olanların bu kardeşlerimizle ilgilenen belediyelerle iletişime geçmeleri iyi olur.
İnsanın duyguları da sözcükleri de soğuktan etkileniyor. Cümlelerimizi daha kısa tutmamıza, mümkün olduğunca konuşmak zorunda kalmadan, halimizi anlatmaya yönlendiriyor bizleri. Görüyorum ki yazıya da bu durum aynen yansıyor. Hoş göreceğinizi umuyorum.
Güncelleme Tarihi: 22 Ekim 2014, 12:09