Gözlerinin feri sönmüş demirden bir hal ne bir alev dize getirir ne de demirci,
Kan kusmuş sanki kendi içinde gizlenen kader, bir gam sarar bin keder
Hazin bir sonu andırır hep uzaklarda ve ulaşılmazlar da beter
Ne ahi alınır ne de geride bıraktığı acımasız günleri yanında
Ben acıyı sineye çekerim senin yanı başında…
Ey güneşi gölge kılanlara bihuzur olan yaradan ya zaman bizden uzakta ya da misafir kılınan mekân…
Hasreti öyle sarmış ki gönülde yer edinen yar
Hep hesaba çekilir hep anılır iyilikler elde kalınan kâr
Yürekte bir burukluk ruhta derin bir sancı gönülde ayrılık var
Ne çiçeklerle süslenen bahar etkiler ne de beyaza bürünen kar
Ve geceler düş sokağının en samimi sakinleridir;
Kimi vakit insanlığın alıkonulduğu bir köşe, kimi zaman ise çaresiz kalınmışlığın bilinmez diğer yüzü,
Bir yanda sarar diğer yanda karalar, bu ne baharı anımsatır ne de her anın dize geldiği yazı...
Karanlığa eşdeğerdir insanlığı parçalayan kötülük,
burada hayat durmuş ve karanlığı aydınlatan lambalar sönük,
insanlık küs, varlık küs ve kalpler hep kırık, dökük
Ruh hüsranda ,can hüsranda, mekan bölük pörsük,
Can Allah'a, mekan Allah'a emanet
Sabır dilemeli gönülden ve her gönülde metanet
Rabbim bağışla bizi yağsın rahmet....
Merhamet suya hasret toprak gibi akışa muhtaç ya sevgilinin dilidir
Ya da sevgiliye muhtaç sevdalı
Güneşleri gölge kılan, hicranı Vuslata Çeviren en güzel Vefalı...
Duy ki dercesine bir eda var hummalı olsa da bir girdabı aralar ya sevmektir ya da Sevilmek
Bir sonbahar olsa da ayrılık; rengârenk çiçeklerle hayatı süslemektir Sevmek.
Hep sevmek ve hep sevilmek dileğiyle… Güncelleme Tarihi: 28 Ekim 2014, 09:22