Ve en azılısını bile arda bırakarak zamana inat bir dille
Hangi güneşlere gölge düşürsem, hangi şafağı engellesem ve hangi kuytuları koylara dönüştürsem…
Hangi üslupla başlayıp hangi ahenkle betimlesem ve sözün bittiği yer misali sussam mı sonsuza dek kapalı kapılar ardında, saklı dünyalar gibi ıssızlığıma mı bürünsem…
Sevdalı misali sevgiliden uzak mı dursam yoksa yola mı koyulsam bilinmezlere doğru
Ayrılığın buram buram koktuğu kentlere…
Vazgeçilmezliğin bir yanı bu diğer yanı yankı misali hep aşina dillerde…
Sen sevdalı ben ise yürekten sevgi dolu, artık yolu olmalı bunca çıkılmazların ve neşelere yüz tutmalı hasretten uzak olmalı herkes ve her şey, bir yolu olmalı bir yolu…
Adım gibi dosdoğru okunan telafisi olmaz yollara takılmayan sade bir hayatı aksettirmek;
Yoluna koyulmak içtenliğiyle en güzelini insanlığın ve çekilmezleri olmaz asla geride bırakılan yalnızlıkların
Acı hayat misali hep hüzne boğan bir hayatı dile getirir bu çemberi dıştan saranlar,
Hep sevgiyi, sevdayı, güzelliği ve en tatlısı tebessümü asla eksik etmez hayatından tebessümü…
Güneşi yalnız bırakmayan gölgeler misali ne kızılına terk eder ne de karanlığına teslim;
Sözün bittiği yer değil, güzün bittiği yer olmalı sımsıcak bir hayatın devamı…
Çöl toprağı misali hep toz bulutuna talip bir hayattansa hep masmavi bir dünyayı arzulamak dileğiyle..
Güncelleme Tarihi: 25 Eylül 2014, 11:17