Yaşayacağım bu şehrin kılığına girmiş canavar kollarında..
Gel ki güneşlerin beni bulsun karanlığa gömülen şu dakikalarım, acıyı bertaraf et gülümseyen çocuklar gibi yokluğu bir tebessüme boğ en can alıcı bir hal ile…
Benim ol yüzyıllar ve çağlar boyunca. Bir ömürdür seninle geçen dakikalar. Ölümden güçlüyüm sen yanımda olunca....
Bazen her şey sabır doruklarını aşar ve akışına bıraktığın çoktan seni unutmuş bile.
Belki artık güneşin ziyasına hasretiz dünden kalma, buruk bir yüreğin toz pembe hayalini yaşamakta ısrarla ve mekanın verdiği acıyı can çekmekte en büyük sancı ile yürekte bir kor misali hangi kuytulardadır.
Savaşların, toplumların belleklerinde en fazla yer edinen yönlerinden biri de, egemenlerin savaş esnasında uyguladığı pornografik vahşetlerdir.
Artık şarkılarda tüllenir hep Mesut gibi görünen bir yüzün en çıkılmazlara döndüğü başka çizgiler...
“Bu topraklarda bu şekilde öleceğimize varsın bizi balıklar yesin!”
Evet soruyorum: Kuduran kim?..
“Son yüzyılın en soğuk kışı, son yüzyılın en sıcak yazı” daha fazla karşılaşacağız bu ve benzeri içerikteki haberlerle. Çünkü denge yitirildi.
İktidarın, Türkiye'de izlediği "sürdürülemez" ve "kazanılamaz" Kürt politikası, şimdi Suriye'ye de sirayet etti. "PYD'ye karşı diplomatik zafer" kazanırken, Cenevre'de "uluslararası diplomasi"yi sakatladı.
Ne var ki, “müttefik” Amerika da, bölgede nüfuz kazanma peşindeki Rusya da PYD’yi Suriye konusunda çözüm için vazgeçilmez sayıyorlar. Eğer objektif bakılabilirse, bu konuda haklılar. IŞİD’le mücadeleyi PYD/YPG bugüne kadar neredeyse tek başına üstlendi.
Leyla Zana, Kürt siyasi hareketi içinde, bağımsız ve açık sözlü tutumuyla, bir yönelimi, bir duruşu ifade ediyor.
Şansölye Merkel ekim ayında Türkiye’ye geldiğinde Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan onu bir sarayda ağırladı.
Gemlik Gübre Fabrikası'nda bir işçinin ölümü ve bir işçinin yaralanmasıyla sonuçlanan patlamayla ilgili değişen bilirkişi raporu ile aklanan fabrika sahibi patlama sırasında çevredeki evlerin camlarının kırılmasına ilişkin soruşturmada ise şüpheliler arasında yer alıyor.
Doğa, öyküsünün üstünü beyaz ile örterek, bir devri kapatıp başka bir devri başlatmış oldu. Buyurun bu beyazın üstüne yazın ne yazacaksanız dercesine.
İnanlık tarihinde yaşanmış savaşların ve bu savaşlar sırasında yaşana gelmiş acıların muhakkak ki bir tarifi veya bir izahı olmuştur.
Ev malzemeleri satan züccaciyemsi dükkânın önünde dallı güllü kumaşlarla kaplı sünger yataklardan koca bir tepe vardı. “Bizim döşekler, yorganlar yün olur. Bu sünger olanlar Sur’dan gelenler için. 20 liraya yatak işte...” dedi. Adına Yaşar diyelim. Bütün yün yorganları Sur’da şu an.
Ben merkezcilik,egemenlik,bireycilik,savlarının tinsel derinliğinde yatan düş...
Sırrı Süreyya Önder: Dokunulmazlığımızı kaldıracaklar. Durum öyle gösteriyor. Ve tutuklanacağız. Ama bunun bu meselenin çözümüne hiçbir katkısı olmayacak. Yapacaklar bunları, ama bir Tansu Çiller derbederliği ile değil, daha sofistike yapacaklar.
Önümde uzayıp giden boşlukların seyrine dalıyorum.
90’lardı çocuktuk daha. Kardeşçe paylaşabilecek bir dünyaya inanırdık. Evet, kirli politikaların sergilediği bir savaş vardı.
Bugün varmış olduğumuz Türkiye'de gerçeğe ulaşmak, gerçeği anlatmak, gerçeği anlamak son derece tehlikeli bir iştir.
Yedi kentin on sekiz ilçesinde elli dört kez sokağa çıkma yasağıilan ediliyor. Toplam sokağa çıkma yasağı iki yüz on iki günübuluyor.
Başka bir zamanda yankılanıyor gülüşleri, kayıtlarını bu dünyadan umarsızca düşürdüğümüz çocukların. Başka bir dünyaya efsunla yazdırmışlar ama sadece adlarını, soyadlarını değil.