ZÜBEYT BARTİN/YAZDI
Yazar Zübeyt Bartin, 'Yüksekova: Şehir Büyüyor, Yollar Daralıyor' adlı yazısını okuyucuları için yayınladı.
YAZARIN YAZISI ŞÖYLE:
Yüksekova, her sabah aynı kısır döngüye uyanıyor. Gün doğuyor ama şehir nefes alamıyor. İnsanlar yola çıkıyor ama varamıyor. Arabalar çoğalıyor ama park edecek yer hâlâ yok. Motor sesleri, kornalar, sabırsız bakışlar… Yolların var olması yetmiyor çünkü bu şehirde yol almak mümkün değil. Trafik sıkışıyor, kaldırımlar işgal ediliyor; herkes bir yerlere yetişmeye çalışırken zaman kaybediyor. Aslında sorun ne araçlarda ne de insanlarda; mesele, göz göre göre büyüyen bir düzensizliğin içinde kaybolmak.
**
Ana caddeler, daha sabahın ilk saatlerinden itibaren kilitleniyor. Kaldırımlar yayalar için değil; araçlar için ayrılmış gibi. Ara sokaklar, otoparktan çok labirente benziyor. Çift sıra park edilen her araba, trafiği biraz daha düğümlüyor. Çocuğunu okula bırakmaya çalışan bir baba, dakikalarca uygun bir yer arıyor. Hastaneye yetişmeye çalışan bir sürücü, yanlış park edilen araçlar yüzünden çaresizce bekliyor. Yayalar, yürüyebilmek için trafik akışının içinde tehlikeli bir yolculuğa çıkıyor. Kimse olduğu yere ait değil, kimse gitmesi gereken yere ulaşamıyor.
**
“İçimde ferah bir sokak yok artık,” diyor Edip Cansever.Yüksekova’nın da içinde ferah bir sokak kalmadı. Yeni yollar yapılıyor ama otopark düşünülmüyor, binalar yükseliyor ama trafik düzeni planlanmıyor. Bu şehir büyüyor ama nefes almıyor. Geleceği düşünmeden atılan her adım, bugünü biraz daha kaosa sürüklüyor çünkü mesele sadece yollar değil, o yolların nereye çıktığı.
**
Sorunun kökeni sadece fazla araç sayısı değil: “plansızlık. “ Yol yapmak, binalar dikmek yetmez; bu şehrin nasıl yaşanabilir olacağı da düşünülmeli. Yeni yollar açılınca sorun çözülmez, sadece ertelenir. Yaşar Kemal’in dediği gibi: “Dağlar, insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa, şimdi en güzel şiir barıştır.” Oysaki burada barıştan önce bir düzen, düzenin öncesinde ise vizyon lazım. Şehir sadece büyümekle değil, akılcı bir yönetimle ilerleyebilir.
**
Her yanlış park edilen araç, aslında sistemin içinde kaybolmuş bir çığlık gibi. Her sıkışan yol, plansızlığın ve unutulmuş çözümlerin bir yansıması. “Bir bakışın ölür müyüm, ölmem mi?” diyor Neşet Ertaş. Burada bir yanlış park; saatlerce bekleyişe, kaybolan zamana neden oluyor. Herkes bu düzensizlikten şikâyetçi ama kimse değiştirmek için adım atmıyor.
**
Oysa çözüm belli:” Daha fazla otopark, toplu taşıma teşviki, bilinçli bir trafik yönetimi…” Sorun belli, çözüm belli ama harekete geçmek için birinin ilk adımı atması gerekiyor çünkü şehirleri sadece yollar değil, yolların nasıl kullanıldığı inşa eder. Eğer hiçbir şey değişmezse Yüksekova her sabah aynı çıkmazı yaşamaya devam edecek. Cemal Süreya’nın dediği gibi: “Biliyorum sana giden yollar kapalı.” Belki de bu yolları açmak bizim elimizde. Şimdi karar verme zamanı: Yollar gerçekten bir yere varacak mı, yoksa hepimizi bir çıkmaza mı sürükleyecek?
Güncelleme Tarihi: 28 Şubat 2025, 02:23