Doğan, Yılmaz Güney Kürt Kısa Film Festivali’nin her şehre lazım, onun için ilk başta başlangıç yapılması için müdahale gereken, ardından da böylesi bir festivalin ihtiyaç olarak talep edilip, katlanarak büyüyen, kendi izleyicisini oluşturan bir çalışma olarak nitelendirdi.
Bir kentin sinema izleyicisini görebilmek için oraya film götürmek gerektiğini belirten Doğan, “Film gitmeden oradaki potansiyelin olup olmadığına karar veremezsin. Dolayısıyla Kürdistan’da büyük bir sinema potansiyelin olduğu kesin. Ama bu potansiyel 12 Eylül askeri darbesiyle kırılmıştır. Mesela Batman’da 12 Eylül öncesi 20’nin üzerinde açık hava sinema salonu vardı. Buradaki insanlar sinemaya yabancı, sinema kültürünü bilmeyen bir toplum değildir. Ama darbeyle kırılmış yapı Yılmaz Güney Kürt Kısa Filmi Festivaliyle tekrar toparlanıyor” dedi.
‘HALK DİRENİYOR, DİRENİŞİ BEYAZ PERDEDE GÖRMEK İSTER’
Kürdistan’da yaşanan soykırım ve direnişi beyaz perdeye yansıtmak ve izleyicisi ile buluşturma sorumluluğunu taşıdıklarını da kaydeden Doğan şunlara dikkat çekti: “Biz seçkiyi oluştururken, politik olarak beklentisi olan bir şehir, mücadelesi olan bir şehir, durduğu yeri belli eden bir şehir, tepkisi olan, refleksi olan, eleştiren bir şehri seçtik. Festivali de buna göre şekillendirmek gerekiyor, cevap olması gerekiyor. Biz de bu talepleri göz önünde bulundurduk. Şehir direniyor, direnen bir filmi izlemek istiyor, direnen kadını görmek istiyor, direnen çocuğu görmek istiyor, direnen kültürü dengbeji görmek istiyor. Kürdistan’da soykırım var bunu yansıtan güçlü yönetmen ve film görmek istiyor. İşte bu festival bu talepleri buluşturan bir noktadadır ve her yıl katlanarak büyüyen bir hal alıyor. Festivalin beşincisi olması itibariyle her yıl aynı dönemde talep ediyor. Onun için artık bu festivali yapmama lüksümüz yok. Belediyenin de bu festivali yapmama lüksü de kalmamış, festivalin izleyicisi taban buna sahip çıkıyor.”
Sinema izleyicisinin karşısına çıkan yönetmenlerin aldığı eleştiri sonucunda daha güçlü film çekebilmek için uğraş verdiğini de dikkat çeken Doğan, “Bu festival filmi güçlendirir, film izleyiciyi güçlendirir ve izleyici de doğal olarak salonların sayısını artırır onun için burada bir döngü var. Kısa filmlerini gösterebilen, eleştirebilen, yenileyebilen, kendini güçlendirebilen kısa film yönetmenleri buradan büyük bir moralle çıkıyor. Şu an Kürtlerin salon, yönetmen sorunu var, Kürtlerin film üretme ve filmi Kürdistan’a dağıtma sorunu var bu festival de bu ihtiyacı karşıla bilecek festivallerdir.”
‘AMED MAHABAD İLE BULUŞMALI’
Kürt sinemasıyla Kürdistan’da çizilen sınırların bir anlamı da kalmadığını altını çizen Doğan, Amed ve Mahabad’ın daha güçlü ilişkiler kurduğu takdirde Kürdistan sinemasıyla Kürtlerin birikimini daha da güçlü kılacağını sözlerine ekledi.
“Varsın gitsin devletler kendi aralarında sınırlar çizsinler. Kürtlerin şu an yaşamda, sanatta, kültürde, siyasette bu sınırları kaldırmalıdır. Festivallerimiz devletlerin kendi aralarında oluşturduğu sınırları ortadan kaldırabilecek potansiyele sahiptir. Biz bu festivallerle sınırları ortadan kaldırmayı pratikte uyguladık. Rojhilat’ı düşündüğümüz zaman akla, sinemanın, müziğin geliştiği yer, heykelin, resmin geliştiği yer geliyor. Kültür sanat aktivitelerin çok daha güçlü olduğu bir parçadır. Eğer ki Mahabad hattı Amed hattı ile buluşursa o zaman Kürtlerin kültür sanat birikimleri çok daha güçlenecek. Kültür sanat aktivitelerin örgütlü yapısı çok daha güçlü etkinlikler gerçekleştirecek” diye konuştu./Anf
Güncelleme Tarihi: 10 Ocak 2015, 10:41
helal size hevaller.
keşke böyle güzellikleri daha nice kürdistan topraklarında görsek.mesela gever de.